Temel'in 8 tane çocuğu varmış. Ama hepsi
de birbirinden salak, geri zekalıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler,
durumu anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk istemiyoruz demişler. Doktor
bunlara 1-2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanılacağını falan anlatıp
yollamış. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış. Temel
kara kara düşünmeye başlamış . Ne yapsak ne etsek diye Fadime " Dur ben sana
dantelden örüvereyim demiş." Ölçüyü falan almış 1-2 gün içinde örmüş. Aradan 9
ay geçmiş. Temel ile Fadime nin 1 çocukları daha olmuş . Zamanla çocuk büyümüş,
9-10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir çocuk zeki mi zeki, fırlama mı fırlama .
Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi,
köyün en zeki, en atılgan çocuğu olmuş. Bir gün Temel kahvede otururken
sormuşlar. " Ya Temel senin 9 çocuğun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasıl oluyor
da bu kadar akıllı oluyor? " Temel gerine gerine cevap vermiş. " Süzme o, süzme..!
"
Temel ile Fadime Köye hakim yamaca oturmuş,
sohbet ediyorlarmış. Temel ne yapsakda sevişsek diye fırsat kollarken
Fadime:" Temel sağa apantisut ameliyatı olduğum yeri cöstereyim mi?" diye sorar.
Temel hemen kabul eder." He cöster."
Fadime"Ha şu karşıçi sarı binanın içinci kati."
Temel dahiliyeci olmuş ve buna bir gün
kadının biri gelmiş, demiş ki:
-Doktor bey ne yesem onu sıçıyorum. Pasta yiyorum pasta cıkıyor ekmek yiyorum
ekmek çıkıyor,demiş.
Temel de : -O zaman bok ye, demiş.
Temel hayvanları araştırma konusuna
oldukça ilgi duymaktaymış. Birgün bu merakını gidermek için laboratuarını
kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak bir PİRE almış. Çok hassas
aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin
ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye ZIPLA
BAKAYIM diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire
yarım yamalak da olsa zıplamış, o sırada Temel hemen yakalayarak ayaklarının
tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. ZIPLA
BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden hiçbir
hareket yok..... Temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. PİRE
incelendi. SONUÇ:
"PİRE'nin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır."
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji
araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar; -Biz
ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk.
Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra türkiyeye
gelir ve Temel başlar anlatmaya -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre
aşağı indik ama birşey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon
kullanmışlardır.
Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan
sonra bir tekne balık tutar.Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına
çıkar.Temel duva etmeye başlar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu
balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir. Temel
evine dönmeye başlar. Birtaraftanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla,
yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu
balıkların yarısıda çok fazla ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.Biraz
daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar
bozulur.Temel kafasını gök yüzüne diker ve şöyle der."Haçen sen de şakadan hiç
anlamiyusun."
Temel'e sormuşlar.Hangi tür seksten
hoşlanırsın ? Temel cevap vermiş."Toplu seksten" Neden ? demişler. Cevap vermiş.
"Kaytarması kolay oluyor"
Temel eczacılık fakültesini bitirmiş.
Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye:
- Beyefendi sizde soğan var mı?
Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla
geliyormuş. Birgün eczacı Temel'e:
-Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat.
Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam
içeri girmiş,Temel'e:
-Siz de soğan varmı? demiş...
Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demis.... Gön...Soner
Conkara
Titanik battığında üç kişi kurtulur. (İngiliz,Fransız
ve Temel)İngiliz sadece golf sopasını, Fransız sadece golf topunu, Temel de
hamsi konservesini kurtarabilmiş. Bunların canları çok sıkılmış. Fransız hadi
golf oynayalım demiş. İngiliz de katılmış. Temel de çok sevinmiş sonra da benim
hamsiyi yeriz ,ama ben nasıl oynandığını bilmiyorum deyince ,çok kolay, Sopa,
top ve delik lazım demişler.
İngiliz: Bende sopa var.
Fransız: Bende de top var.
Temel: Ben oynameyrum.
Bir Fransız bir İngiliz ve bir de Temel
bir gemi kazasından sonra ıssız bir adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba
bulur. Fransız bunun Aladdin'in lambası olabileceğini söyler ve lambayı
ovuşturur. Gerçektende lambadan bir cin çıkar. "Ne dilerseniz dileyin benden"
der. İngiliz "Ben ailemin yanına İngiltereye gitmek istiyorum" der. Cin isteyi
yerine getirir. Sıra Fransız'a gelir. Oda ailesinin yanına Fransaya gitmek ister.
Onun isteyide yarine gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk
olmasını söyler. Temel etrafına bakar ve cin'e dileyini söyler. "Arkadaşlarımda
gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için arkadaşlarımı geri getirmeni
istiyorum" der.
Temel Londra'da otelin birinin odasında
kara kara düşünüyor. 'Ulan' diyor, __Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum
anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor... __Bana bir
fvisku,,,,,yok böyle anlarlar
__Bana bir raki......'yok' diyor 'böyle de anlarlar.
__Bana bir bira.... Tamam diyor böyle iyi anlamazlar.... Ve aşağıya iniyor,
masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. Barmen bana bir bira. Barmen Temeli
biraz süzdükten sonra soruyor: __Birader sen laz mısın?
Temel _uuuy nasıl anladın diyor;
_burası resepsiyon da bar karşıda......!
Temel şehre inmiş. Bakmış pencere
kenarında bir papağan. İçinden: _Allah allah kuşa bak yav....demiş. Tabi bu
arada papağan da Temel'in kendisine baktığını görüp: _Ne bakıyorsun hemşerim...
demiş. Temel biraz şaşkınlık biraz da saflıkla: _Afedersun hemşerum. Ben seni
kus sandiydum.
Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken freni
patlar ve kamyonu son sürat gitmeye başlar, ve kamyon bir kavşağa gelir temel
bir bakar sağ tarafta pazar kurulmuş yüzlerce insan ,soluna bakar bir tane çocuk.
Pazara girip yüzlerce insanı öldüreceğine çocuğa çarpmayı tercih eder. Ertesi
gün gazeteler şöyle yazar TEMEL KAMYONUYLA PAZAR YERİNE GİRDİ 20 ÖLÜ 50 YARALI.
Temele sorarlar niye pazara daldın? Diğer yöne gitmedin? -Temel cevap verir
-BENİM NİYETİM ASLINDA ÇOCUĞU EZMEKTİ. ÇOCUK PAZAR YERİNE KAÇINCA ....... Gön...:SERHAT
SADIKOĞLU
Temel bir gün bir hayvanat bahçesine
gitmiş. Akvaryumların yanında birini görmüş. Adam elini akvaryumun neresine
götürse balık da takip ediyormuş. Temel sormuş:
- Ula bu nası oliyi?
Adam: - Her zaman daha zeki olan yaratıklar kendinden daha az zeki olanları
yönetebilirler demiş.
Adam oradan uzaklaşmış. Bir kaç dakika sonra geldiğinde bir de ne görsün? Temel
akvaryuma ağzını yapıştırmış. Balık gibi bir açıyor bir kapıyor.
Temel bara gitmiş. Yanındaki kadınla
sohbet ederken kadın:
-Ben lezbiyenim , demiş.
Temel lezbiyenin ne olduğunu sorunca, kadın:
-Ben yalnızca kadınlarla beraber olurum, demiş.
Temel' in hoşuna gitmiş.
-Pen ta sizin cibu lezbiyenum, demiş.
Temel Dursun'a sordu. Yahu dursun Aristo
mantığı nedir. Dursun nasıl anlatacağını düşündükten sonra: --Bak Temel..
Temel:efendim
Dursun:senin akvaryumun varmu?
Temel:var
Dursun:akvaryumunu severmisin?........evet
Dursun:o zaman balıklarıda seversin?........evet
Dursun:o zaman denizi de seversin?.............evet
Dursun:o zaman plajı da seversin?............evet
Dursun:o zaman plajdaki kızlarıda seversin?..........evet
Dursun: o zaman o kızlarla yatmayı da istersin?.........evet
Dursun:iste aristo mantığı budur Temel'ciğim.
Bu olay Temel'in kafasına yer etti. Yolda rastladığı birini cevirip sordu:
--Kardeş senin akvaryumun var mı?
Adam:Hayır birader.
Temel:Ulan sen ipnemisun?
Temel Kamyon şoförü.. Kamyon çok yüklü,
yükseklik 6 metre... Bir köprüye yaklaşıyor.. Köprünün üstünde azami yükseklik 4
metre yazıyor. Temel sağına soluna bakıyor ve: " Polis yok geçerim" diyor.
Temel ile Dursun hepten çaresiz kalınca
hırsızlık yapmaya karar verirler. Zifiri karanlıkta içeri girmeyi başardıkları
dükkanın alarmı çalar. Kaçmaya başlarlar. Peşlerine bir bekçi takılır.
Bekçi "Durun kaçmayın ulan orospu çocukları."
Dursun "Ula Temel bekçi penu tanıdu ben teslimolayrum."
Temel birgün yolda ilerlerken eski
arkadaşı Dursun'la karşılaşıyor. Bu eski arkaşı Dursun çok zengindir.
Merhabalaştıktan sonra Dursun Temel'e yemek ısmarlamak ister. Temel çok sevinir
ve gider. Restoran'a geldikten sonra garson siparişleri almak için masaya gelir.
Siparişleri sorduğunda
Dursun -Bana pilav,kuru fasulye üstüne et.
Temel -Banada aynısından ama üstüne etme.
Temel Laz olduğu için kendinden nefret
ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş,
iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir
topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses
duymuş:
-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!
Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek
için bir sürü ameliyat oldum.
- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün piyanistler otururken sandalyeyi
kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun
da!!!!!!
Temel arabayla giderken bakmış benzini
bitiyor. Hemen en yakın benzinciye girmiş, pompanın yanında durmuş, arabadan
inip benzin deposunu açmış, başlamış işemeye. Temel'in işediğini gören pompacı "-Ya
sen ne yapıyorsun, bu yaptığın normal mi?".
Temel "yooo Süper."
Gön:ALİ GÜLER
Temel kahvede otururken başı kaşınır.
Şapkasının üstünden başını kaşır. İdris sorar: -Ula Temel niye başinu şapkanın
üstünden kaşidun? Temel cevap verir: Haçan sen kıçinu kaşurken donunu
çıkariyurmusun ?
İş adamı Temel Amerika'ya gider, işlerini
bitirdikten sonra alış veriş merkezlerinde dolaşmaya başlar. Pet shoplardan
birinde akıllı ve hazır cevap bir papağan görür, papağanla biraz sohbet ettikten
sonra yetkiliye gider ve papağanı satın almak istediğini söyler. Satıcı
papağanın satılık olmadığını söyler fakat Temel bir türlü vaz geçmez paraysa
para illaki bunu bana satacaksınız diye ısrar eder. Satıcı bakmış kurtuluş yok
Temel'e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası var bu yumurtaları sana verelim
hem daha ucuz olur hemde dört tane birden papağanın olur demiş. Temel biraz
düşünüp kabul etmiş. Trabzona döner dönmez hemen yumurtaları kuluçkaya yatırmış.
Bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlamış. Birinciden civciv, ikinciden
güvercin, üçüncüden muhabbet kuşu, dördüncüden ise ördek çıkmış. Temel bu işe
epey bozulmuş. Bir kaç ay sonra Temel yine Amerika'ya gitmiş, işlerini bitirince
doğru papağanın olduğu dükkana gitmiş. Papağan Temeli uzaktan görür görmez
başlamış kahkahalar ile gülmeye. Temel ne güleysun ula demiş. Papağan niye
gülmeyeyim, New York'da herkes senin enayiliğini konuşuyor deyince Temelde, oda
birşeymi ulan Trabzonda herkes senin fahişeliğini konuşuyor demiş.
Temel ve Dursun bir gün ellerinde sazla
Amerika'ya giderler. Baya dolaştıktan sonra yorulurlar ve uyurlar. Sabah
kalktıklarında etraflarında birsürü Kızılderili görürler, çok korkarlar, Temel
Dursun'a "Dur bunlar hayatta saz görmemiştir, bi saz çalayım da kaçsınlar" der.
Temel'in saz ı çalmasıyla Kızılderililer hızla kaçarlar. Dursun "waay sen
bunları sadece bir sazla kaçırdın...o zaman buranın adı TEKSAZ olsun"der. Ertesi
gün dolaştıktan sonra tekrar uyurlar sabah kalktıklarında etraflarında gene
Kızılderilileri görürler. Bu sefer Dursun "bide ben saz çalayım de korkup
kaçsınlar" der. Dursun sazı çalar ama Kızılderililer korkmaz ve sazı Dursun'un ?ötüne
sokarlar. Temel de "ehe...bu sazı senin ?ötüne soktular o zaman buranın adı
ARKANSAZ olsun." der. Ertesi gün uyurlar uyandıklarında gene karşılarında
Kızılderilileri görürler. Bu sefer Temel "dur başka bi yöntemim var." der ve
güçlü bir sesle osurur. Ve adamlar kaçmaya başlarlar. Dursun da "mademki
adamları osurup ta kaçırttın buranın adı LAZVEGAZ olsun" der.
Nasa uzay araştırma merkezi, günlerden bir
gün Mars'a gidebilecek bir mekik yapar. Bu mekiğe üç ayrı ülkeden üç astronot
binecektir. Bunlar bir Fransız, bir Alman ve Türkiye'den de Temel'dir. Bunlara
orada uzun süre kalacaklarını ve bu yüzden yanlarına en çok sevdikleri şeyi
almalarını söylerler.
Alman: "Ben içki içmeden yapamam bana içki verin der."
Fransız: "Ben karım olmadan yapamam onuda götüreyim der."
Temel: "Ben da sigarasuz edemam," der ve sigara ister.
Aradan yıllar geçer artık mekiğin döneceği gün gelmiştir. Onlar için büyük bir
tören düzenlenir. Önce Fransız iner mekikten yanında karısı ve iki küçük çocuğu
vardır. Sonra Alman, gözleri kan çanağı gibi, sendeleyerek iner mekikten. En son
Temel fırlar ve elinde bir sigara, bağırır:
"Uyy hemşerum! Ateşi olan var mi??"
Dursun Temel'e sormuş
- Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?
Temal - 100 tane demiş.
Dursun - Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz
yersin demiş. Bu espri Temel'in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal'i görmüş ve hemen
sormuş
- Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun ?
Cemal - 50 demiş.
-Ha uşağum 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum demiş.
Temel ile Dursun bir yarışmaya katılırlar.
Bu yarışmada en çok yerli öldürene, 100.000$ verilmektedir. Bunlar yerli avlamak
için Amerika'ya giderler 3-4 gün aramalarına rağmen bir tane bile yerli
öldürememişlerdir. Bunlar bir gün sabah kalktıklarında etrafların da 100'ü aşkın
yerli bulurlar.
Temel Dursun'a: La Dursun kalk zengin olduk!
Amerika'da bir beyin fuarı açılmış. Burada
ünlülerin beyinleri kavanoz içinde sergilenip kavanozun üzerine fiyatları
yazılıymış. Amerikalı bir aile bu fuarı gezerlerken garip bir şey farketmişler
ve danışmaya gidip demişlerki: -Efendim... Her şey mükemmel Einstein'in beyni on
bin dolar..güzel.. George Washington 'un beynini de yirmi bin dolara kavanoz
içinde satıyorsunuz... Bunlar meşhur insanlar, fakat yüzbin dolarlık bir beyin
gördük. Bu kişiyi daha önce hiç duymamıştık. Meşhur olduğunu da pek sanmıyoruz.
Niye yüz bin dolar. Üzerinde şöyle bir yazı vardı. "Türkiye'nin Karadeniz
Bölgesinden TEMEL" kim bu?. Ve niye bu kadar pahalı? Görevli cevap vermiş.
-Efendim. Bu beyinlerden yüz tanesini kesiyoruz ancak bir tanesi dolu çıkıyorda
ondan.
Temel ile Dursun Trabzon'un dağlık
bölgesinde ava çıkmışlar. Uzun uğraşlardan sonra elleri boş dönmek üzere iken
oldukça iri ve heybetli bir geyiğe rastlamışlar. Her ikisi de epeyce uğraştıktan
ve kovaladıktan sonra köye 5-6 kilometre kala geyiği vurmuşlar. Aslında küçük
hayvan avına çıkmış olan iki arkadaşın yanında geyiği taşıyabilecekleri herhangi
bir araç veya alet olmadığından düşünce üretmeye başlamışlar. Temel ,Dursun'a "Ula
dursun habu hayvanın bir boynuzunu sen tut diğerini ben diyerek çektirmeye
başlamışlar. Tahmin edileceği gibi çok zor olan bu şekilde köyün yolunun başına
kadar kan ter içerisinde gelirlerken köyden birine rastlamışlar. Onların bu
halini gören arkadaşları "Yahu siz delimisiniz bu böyle taşınır mı? Sizin
kafanız hiç çalışmıyor kardeşim, ikiniz bir olun şu hayvanı kuyruğundan çekin
daha rahat taşırsınız " önerisini yaparak yola devam etmiş. Bu fikri çok uygun
bulan iki kafadardan biri olan Temel yaklaşık yarım saat sonra Dursun'a dönerek
"ULA DURSUN BU HAYVAN BÖYLE ÇOK KOLAY ÇEKİLİYORMUŞ, AMA ANLAMADUĞUM BİR ŞEY VAR
BUNU KUYRUĞUNDAN ÇEKTUĞUMUZDAN BERİ KÖYDEN GİTTİKÇE AZAKLAŞIYRUK.!!
Temel bir gün çok hasta olur ve doktora
gider. Doktor onun önemli bir hastalığı olmadığını görür. Ona bir oyun oynamaya
kalkar. Hastalığının tek çaresinin hamile bir kadından içeceği saf süt olduğunu
söyler. Temel muayehaneden çıkar kara kara düşünmeye başlar ne yapıpta hamile
kadın sütü bulacaktır derken aklına idrisin hamile karısı gelir. Fakat bu sefer
bunu ona nasıl açıklayacaktır derken cesaretini toplar ve kapılarını çalar ve
olan biteni idrisin karısına anlatır oda neden olmasın bi sevap işlerim der ve
içeri alır kadın üstünü çıkarır ve Temel başlar kadının göğsünü emmeye ve bir
süre sonra kadın zevke gelir Temel'e dayanamayıp yanında bir şey daha isteyip
istemediğini sorar. Temel utana sıkıla ya ayıp kaçmazmı yenge der kadınsa yahu
sen iste der Temel utana sıkıla kadına peki der. Süt katıksız gitmiyor varsa bir
kaç tane bisküvi getirirmisin der.
Temel ile Dursun ormanda uyuyorlar. Bir
ara Temel Dursun'a sesleniyor.
_Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun: _Ağaçlardan göremiyorum ki
Temel devamlı yabancı kadınlarla düşüp
kalkıyormuş. İdris sormuş;
-Yahu sen Türkçeyi zor konusiyisun habu Ruslarla nasıl anlasiyisun ? -Temel
tercumanum sayesinde
Temel 71 yaşına gelmiş. İdris sormuş ula Temel tercumanunla aran nasıl ?
-Temel " Sorma İdris ana dilini bile unutti pokyiyen"
MİT eleman alımı için duyuru yapar. Üç
kişi başvurur. MİT binasında adayların hepsiyle tek tek görüşmeler yapılmaktadır.
İlk adam içeri alınır ve su sorular sorulur. "Karını seviyormusun?" "Evet,
efendim" "Ülkeni seviyormusun?" "Evet , efendim" "Pekala , biz karını da
getirdik. Şu an yan odada." denir ve masanın üzerine bir tabanca konur. "Şimdi
odaya gir ve karını öldür.!" Adam silahı alır yan odaya geçer. 5 dakika hiç ses
duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri döner. Kravatı gevsemiş, ter içinde
kalmıştır. "Yapamıyacağım efendim." der ve orayı terk eder. İkinci adam içeri
alınır. Aynı sorular sorulur. Aynı yanıtlar. Ve ona da içeri girip karısını
öldürmesi söylenir. Adam yapamayacağını söyler ve ayrılır. Son adam Temel girer.
Aynı sorular. Aynı cevaplar. Ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir.
Temel içeri girer. 5-10 saniye sonra içerden silah sesleri gelmeye başlar.
BAM,BAM,BAM,BAM,BAM,BAM .... Derken kısa bir sessizlik ve ardından gürültülü bir
cam kırılması duyulur. Temel içeri girer , biraz terlemiştir. MİT personeli
sorar "Ne oldu ?" Temel cevaplar.. "Efendim bana verdiğiniz silah kurusıkı çıktı,
o yüzden onu pencereden aşağıya atmak zorunda kaldım"
Temel ölümcül bir hastalığa yakalanmış.
Karısı fadimeye sorar
-Fadime, ben ölünce yeniden evlenecekmisin ?
Fadime de Temel üzülmesin diye evet cevabını verir. Bunun üzerine Temel
-Onu benim kadar sevecekmisin ?
-(ağlayarak) Evet
-Onu eve alacakmısın ?
-Evet
-Ona güzel yemekler yapacakmısın ?
-Evet Temel'im.
-Ona sarımsaklı yoğurtlu mantı da yapacakmısın ?
-O SEVMEZ.
Temel bara gitmiş. Geçmiş bir
kenara oturmuş, biraz sonra bara bir adam girmiş ve sıska uzun boylu bir adamın
kafasının üstüne şişe koymuş, çekmiş silahı ateş etmiş şişe paramparça ateş eden
adam elini kaldırmış " I'am Pekosbill " demiş ve çekmiş
gitmiş. Daha sonra bara bir başka adam girmiş ve yine o sıska adamın kafasının
üstüne konserve kutusu koymuş çekmiş silahı ateş etmiş kutu paramparça ateş eden
adam elini kaldırmış." I'am Redkit " demiş ve çekmiş
gitmiş. Temel bunları seyrettikten sonra dayanamamış eline bir elma almış ve o
sıska adamın kafasının üstüne elmayı yerleştirmiş çekmiş silahı ateş etmiş ve o
ne adamı tam anlının ortasından vurmuş. Temel'de elini kaldırmış ve
I'am sorry demiş.
Temel Dursun'a yatılı ziyarete gitmiş.
Yemişler içmişler sıra yatmaya gelmiş. Dursun: "Bak Temel, yatak odandan
tuvalete gitmek için bizim odadan geçmen gerekecek. Bu olmasın istiyorsan
şimdiden tuvalete git de gece gelmesin." Temel: "Tuvaletim yok. Merak etme,
gelse de tutarım zaten." Bu dialoğun ardından yatmışlar ama gece yarısı Temel
fena halde sıkışmış. Yatak odasından geçmek de istemiyor. Bakmış pencerede bir
saksı içinde çiçek var. Çiçeği toprağıyla birlikte çıkarıp hacetini gidermiş,
toprağı tekrar yerine koyup uyumuş ve ertesi sabah da çekip gitmiş. Aradan
birkaç ay geçtikten sonra Dursun Temel"i aramış telefonla: "Temel, nereye sıçtın
çabuk söyle, 4 ev değiştirdik ev hala kokuyor"
Bir gün Amerikalı bir bilim adamı mavi
maymunları incelemek üzere Türkiye'ye gelir. Mavi maymunların da en sık olduğu
bölge Temel'in köyünün olduğu bölgedir. Bilim adamı köye gelir ve köy
kahvesinden birine köyün en iyi nişancısının kim olduğunu sorar. Adamın biri bu
köyün en iyi nişancısının Temel olduğunu söyler. Bunun üzerine bilim adamı
Temeli çağırtır. Temel gelir bilim adamı bir bakar Temel'in bir tane eski tüfeği
bir tanede uyuz köpeğinden başka bir şeyi yoktur. Kendi kendine en iyi nişancı
buymuş neyapalım der. Bilim adamıyla Temel ormana giderler. Temel bilim adamına
"Bak şimdi ben ağaca çıkacağım ve sallayacağım, maymun düşerse sen bir şey yapma
köpek onu becererek bayıltır. Bilim adamı merakla sorar "Peki tüfek ne işe
yarayacak."
Temel " Ağaçtan maymun yerine ben düşersem o silahla köpeyi vuracaksın"
Temel uzak doğuya gider. 250$ verip
bakınca insanları çıplak gösteren gözlüklerden alır. Takar bakar çıplak, çıkarır
bakar giyinik. Çok hoşuna gider. İkide bir takıp, çıkarır. Eve gözünde gözlük
gider, bakar Fadimeyle sütçü çıplak. Gözlügü çıkarır bakar çıplak. Takar bakar
çıplak. Müthiş canı sıkılır ve Fadimeye derki:
-Ula Fadime 250$ verdim hemen bozuldu..!!!!
Temel İngiltere'ye gidecekmiş. Arkadaşı
Cemal İngiltere'de trafiğin soldan olduğunu ve bunun Temel için oldukça
tehlikeli olacağını söyleyip, dikkatli sürmesini ögütlediğinde, Temel: "Merak
etme yegen dün Rize'den Samsun'a soldan gittim, bunun ne kadar tehlikeli
olduğunu bilirim daa !!!"
Temel,Amerikalı ve Japon oturuyor. Birden
bir telefon çalar. Temel bakar çalan yeni aldığı cep telefonu değil. Amerikalıya
bakmış elini kulağına koymuş kendi kendine konuşuyor. Temel herhelde deli diye
düşünmüş. Merakdan sormuş. -Abi sen delimisin nesin kendi kendine konuşuyorsun.
Amerikalı -Bizdeki teknoloji sizdekinden gelişmiştir. Elimize bir mikrochip
koyup konuşuyoruz. Temel düşünmüş acaba kendi telefonunun modası geçtimi diye.
Oysaki o kadar da para vermişti son model diye. Bozulmuş haliyle. Bir daha
çalmış telefon. Bakmış Temel in telefonu değil. Amerikalının da değil. Bakmışlar
ki Japon kendi kendine konuşuyor.Temel gülmüş. Konuşma bittikten sonra sormuşlar.
-Delimisin sen arkadaş diye. Japon da kendi teknolojilerinin dünyadaki en
gelişmiş teknoloji olduğunu söylemiş. Ağıza ve kulaga bir chip koyarak
konuştuklarını söylemiş. Temel ile Amerikalı bozulmuş.Kazıklanmanın verdiği
moral bozukluğu ve sabah yediği kurufasulyeyle soğanın etkisiyle bir gaz bombası
atmış. Amerikalı ile Japon sormuşlar Temele -Kardeş ne yaptın sen demişler o
neydi? Temel de -Fax çektim demiş!!!!
Birgün Temel ile Dursun Almanya'ya gidip
çalışmaya karar vermişler ve gitmişler çalışmışlar çalışmışlar. Ama çok para
kazanamıyorlarmış. Bir banka soymaya karar vermişler. Ertesi gece bir bankaya
gizlice girmişler. Bankada üç kasa varmış birinci kasayı açmışlar birde ne
görsünler bir kağse dolusu muhallebi Temel muhallebiyi yemiş sonrada ikinci
kasaya gitmişler açmışlar birde ne görsünler bir tabak muhallebi daha onuda
Dursun yemiş üçüncü kasadada aynı olay olmuş neyse diyip hayal kırıklığına
uğrayarak bankadan çıkmışlar ve ertesi sabah gazetede şöyle yazıyormuş. Sperm
Bankası soyuldu.
Dursun bir gün Amerika'ya çalışmaya gitmiş.
Aylardan sonra köyündeki arkadaşı Temel'e mektup yazmış. "Sevgili Temel buranın
taşı toprağı para,her yerden para fışkırıyor." Temel bu mektup üzerine ilk uçağa
biner ve Amerika'ya gider. Hava alanından iner inmez terminalin girişinde yerde
bir 100$ görür.
"İlk gündende işe başlayamam" der ve yoluna devam eder.
Fadime ile Temel evlenirler. Fadime
Temel'e
- Temel biz evlendik ama zannetme ki biz her akşam ilişkiye gireceğiz, benim
canım ne zaman isterse o zaman olacak, ben her akşam yatmadan önce saçlarımı
tararım eğer o akşam saçlarımı sağa tararsam bilki o akşam bana yaklaşma keyfim
yok, sola tararsam eh bir ihtimal şansını dene ama geriye doğru tarasam işte o
akşam parçala beni der. Temel'de altta kalır mı, Fadime'ye
-Benimde seninle öyle her akşam sevişeceğimi zannediyorsan yanılıyorsun, birkere
akşam eve geldiğimde rakı sofram hazır olacak. Ben eğer o akşam 1 tek atarsam
bilki o akşam keyfim yok zaten sana dokunmam 2 tek atarsam bir ihtimal olabilir
amaa üçüncüyü atarsam saçının şekline mekline bakmam kolla kendini derim.
Temel her gün evine trenle gidip
gelmektedir.Yine bir gün trende gelirken karşısında oturan adamın biri durup
dururken pezevenk der.Temel şaşırır ; acep bağamı dedi diye sağına soluna
bakınır. Adam tekrar pezevenk der.Temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakar ;
sanırım bağa dedi der.Olay çıkmaması için ilk durakta iner ve olayı evde
karısına anlatır. Fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der. Fadime
;hadi ya bak terbiyesize der. Temel ertesi gün aynı adam ile tekrar trende
karşılaşır.Bu sefer adamın lafı çok ilginçtir.Temele bakar ve şöyle der:
DEDİKODUCU PEZEVENK..
Temel ile Dursun balık avlamaya çıkmışlar.
Birinci gün hiç balık yakalayamamışlar, ikinci gün de hiç balık yakalayamamışlar,
üçüncü gün bir kova balık yakalamışlar.Bunun üzerine Temel Dursun'a "Dursun bu
yeri iyi belle, yarın da buraya geliriz."der. Kıyıya vardıkları zaman Temel
Dursun'a sormuş: -Dursun yeri iyi belledin mi?
-Evet -Ne yaptın? -Kayığın ucuna çarpı koydum.
-Ulan salak yarın bu kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?
Temel boğazda tekneyle turist gezdiriyor,
bir gün bir Amerikalıyı alıyor başlıyorlar gezmeye...Amerikalı bir saray görüyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış diye soruyor. Temel : -5 yılda, diye cevap veriyor.
Amerikalı :-Yazık bizde olsa 1 yılda yapılırdı. Biraz sonra bir cami görüyor.
-Bu ne kadar zamanda yapılmış, diye soruyor... Temel : -2 yıl, diye cevap
veriyor. Amerikalı : -Yazık be bizde olsa 3 ayda biterdi, diyor. Temel uyuz
oluyor duruma... Biraz sonra bir tarihi yapı daha görüyorlar..gene soruyor
Amerikalı... Temel : -2 ay, diyor. Amerikalı yine : -Yazık be bizde olsa 1
haftada biterdi, diyor. Temel iyice kıllanıyor. Tam o sırada Boğaz Köprüsü'nün
altına geliyorlar... Amerikali yukarıyı göstererek : -Bu köprü ne kadar zamanda
yapıldı, diyor. Temel şaşkın şaşkın bakışlarla kafayı kaldırıp
-Hangisi? Bu mu? Bu dün burada yoktu yaa...
Temel çok yaşlanır ve bir gün chek-up
yaptırmak üzere doktora gider. Muayene sonucunda doktor durumu pek iç açıcı
görmez ama yine de sormaktan kendini alamaz. Amca cinsel hayatınız nasıl memnun
musunuz ? Temel ıkıla sıkıla valla evlat birinci iyide ikincide çok terliyorum
der.Bir zaman sonra aynı doktora Temel in karısı gider ve aynı kontrollerden oda
geçer. Aynı soru ile oda karşılaşır.Teyze cinsel hayatınız nasıl gidiyor. Valla
oğlum cinsel hayat mı kaldı ki der. Bunun üzerine doktor, ama nasıl olur Temel
amca birincide iyi ama ikincide terlediğinden bahsediyordu.
Eeee doğru tabi birincisini kışın, ikincisini yazın yaparsa tabii ki öyle olur.
Dursun Ordu ile Trabzon arasında yük
taşıyan bir kamyonun şoförüymüş.Radyoda çay elinden öteye çalarken birden yayın
kesilir ve anonsta "Dikkat! Dikkat! Dünyamızı uzaylılar istila
etmiştir.Uzaylıların kuzey yarım küreye indiği tahmin edilmektedir."Dursun
umursamaz.Yoluna türkülerle devam ederken, yayın tekrar kesilir."Dikkat ! Dikkat!
Uzaylıların Türkiye'ye indiği tahmin edilmektedir.Lütfen endişelenmeyin.iyi
huylu uzaylılar ;ancak dilimizi pek iyi konuşamıyorlar,kolları uzun , bacakları
kısa." Dursun Allah ,Allah bu da nerden çıktı der ve içine bir kurt düşer.Yoluna
devam ederken bir daha yayın anonsla kesilir: "Uzaylıların Karadeniz bölgemiz,
Ordu-Trabzon arasına indiği tespit edilmiştir.Tekrar ediyoruz. Lütfen
endişelenmeyin, iyi huylu uzaylılar ancak dilimizi pek iyi konuşamıyorlar,
kolları uzun , bacakları kısa. Onlarla yavaş konuşarak anlaşabilirsiniz."
Dursun'un içine bir kurt düşer ;ama ne yapsın ki,yoluna devam etmek
zorundadır.Yaklasik 10-15 km sonra yol kenarında, spikerin tarifine uyan bir
yaratık görür,el frenini çekip iner, yavaş yavaş yaklaşır. Kolları uzun ,
bacakları kısa varlığa, yavas ve tane tane : -"Be-nim a-dum
Dur-sun.T-rab-zon-lu-yum.sa-na kö-tu-lük yap-mam.ba-na ken-di-ni ta-nit. "der.
Yaratık da tane tane ,kızgınca ve yavaş cevap verir :
"A-dum te-mel. ri-ze-li-yum. ha bu-ra-ya si-çay-rum.
Temel eğlenmek için bir yer arıyormuş.Daha
önce bir çok bara gitmiş fakat simdi gidecek farklı bir yer arıyormuş.Bir
arkadaşı ona Sarı Bar adlı bir yer önermiş.Oda gitmiş fakat diğer yerlerden
hiçbir farkı yokmuş.Neyse demiş içkisini içmiş tuvalete gitmiş . Bir de ne
görsün altın bir pisuar var. Çok şaşırmış daha sonra pisuara işeyip gitmiş. Öbür
gün yine gelmiş ve içkisini içip tuvalete gitmiş. Bir de ne görsün altın pisuar
yerinde yok. Barmene gidip"Tek farkınız altın pisuardı,şimdi o da yok"demiş.
Barmen barda oturan iri yarı adama dönüp
"Necmi abii senin saksofona işeyen adam geldi" demiş.
Temel ve karısı hacca gitmeye karar
verirler ve anneleriyle vedalaşmaya giderler.Annelerinin ikisi de bizleri de
hacca götürün diye yalvarınca dayanamayıp onları da yanlarına alırlar.Hac da
günahlarının affı için dua ederlerken Temel dayanamayıp ne için dua ettiklerini
dinler.Kayınvalidesi,annesi ve karısının dualarının aynı olduğunu işitir.Üç
kadın da "Allahım,beni affet kocamı 3 veya 5 kez aldattım" demektedir.Temel
kulaklarına inanamaz ve koşa koşa dua etmeye gider.
"Allahım çok büyük günah işledim,bu 3 orospuyu huzuruna getirdiğim için beni
affet"
Temel ile Dursun tarlada çalışırken
Temel'i penisinden yılan sokmuş dursun hemen koşarak telefonda doktora "Temeli
yılan soktu ne yapalım?" demiş.Doktor da "Yılan sokulan yeri emip emip tükürün"
demiş.Dursun Temel'in yanına gitmiş, Temel merakla "Doktor ne dedi?" demiş.
Dursun cevap vermiş "Ölsün pezevenk "dedi.